Pangkor Adasındaki Saklı Cennet

Pangkor Adasındaki ilk iki gün, Teluk Nipah plajında huzur dolu ve sakin geçti. Üçüncü günün sabahında Guesthouse’da tanıştığım Fransız bir çift, bana adanın güney ucunda ‘secret beach’ adında saklı bir sahil olduğunu ve muhakkak denemem gerektiğini söylediler. Oda arkadaşım Juan’a birlikte gitmeyi önerdiğimde başta dinleneceğini söylese de sonradan dinlenme fikrinden vazgeçip katılmak istedi. Atladık motorlara adanın güney ucuna doğru ilerlemeye başladık. Bu arada adada neredeyse herkes Skoter tarzı motorları kullanıyor. Arabadan çok motosiklet daha fazla diyebilirim.

Fransız çift, bu sahili bulmanın biraz karışık olduğunu, ana yolun sağ kenarında belirgin olmayan başka bir küçük yola sapmamız gerektiğini önceden bildirmişti. Buna göre belirtikleri konuma yaklaştığımda yolda gördüğüm adanın yerlisi olan bir amcaya harita üstünden sahili gösterip bu sahile bizi götürecek olan küçük ara yolun nerede olduğunu sordum. Kendisini takip etmemezi söyleyerek yaklaşık 1 km gittikten sonra ana yolun sağında bulunan bir patikayı eliyle işaret ederek, buradan girerek yolun sonuna kadar gittikten sonra motoru park etmemizi ve sonra orman içinden geçen patikayı takip ederek sahili bulabileceğimizi söyledi. Dediği gibi ilerleyip, motoru park ettikten sonra patikadan yukarıya doğru yürümeye başladık. Ormana giriş yaptığımız andan itibaren başta sivrisinekler karşıladı bizi ve sahile kadar da eşlik ettiler. Orman, çok yoğundu kimi yerlere güneş ışığı dahi giremiyordu. Orman içinde ilerlerken sivri sineklere bir de ansızın yankılanan maymun sesleri eklendi. Sesleri duyuyor ancak nereden geldiklerini göremiyorduk. Başta bu durum bizi endişelendirse de artık yola girmiştik bir kez, devam edip sahile ulaşmak istiyorduk. Belki işe yarar diye kenarda bulduğumuz dalları kavrayıp ilerlemeye devam ettik. Yolda biri küçük bir çocuk, diğeri orta yaşlarında bir adamla karşılaşınca biraz rahatladık doğrusu. Adama sahilin uzakta kalıp kalmadığını sorduğumda çok uzakta olmadığımızı biraz daha gidersek bulabileceğimizi söyledi.

Orman içinden gizli sahile gidiş.

Sahile Giriş

Gerçekten de dedikleri gibi gayette gizli bir yerdeydi. Buraya varmamızla birlikte sivrisinekler de artık bizi takip etmeyi bıraktılar ancak bu sefer etrafta koşuşturan maymunlar karşımıza çıktı. Her yerde onlarca ufak maymunlar dolaşıyordu. Kimi ağaçlarda, kimi yerde meraklı gözlerle bizleri inceliyor kendi aralarında konuşuyor gibi gözüküyorlardı.

Maymunları geride bırakıp kumsala yaklaşınca küçük bir teknenin sahilin sağ ucunda beklediğini ve etrafta dolaşan ziyaretçiler olduğunu gördüm. Acaba bu sahilde mi yaşıyorlar diye düşünürken sonradan onlar adadan ayrılırken muhabbet ettiğimde öğrendim ki başka bir Ada’dan tekneleriyle gezmeye gelmişler. Aile sekiz kişiden oluşuyordu birde küçük bir bebek. Bizi ilgiyle izliyorlar, İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Her birisinde ayrı ayrı selamlaştık. Biz vardıktan yaklaşık 10 dakika sonra da teknelerine binip adadan ayrıldılar. Böylelikle sahilde ben, arkadaşım Juan ve maymunlar olarak bir başımıza kaldık.

Gizli sahile tekneleriyle gelen Malezyalı bir aile.

Hava sıcak ve bulutlu, güneş arada çıkıp sonradan tekrar kayboluyor tekrar gösteriyordu kendini. Juan kulaklığını takıp beyaz kumların üstüne uzanarak dinlenmeyi tercih etti. Ben ise başta suyun tadına bakmak niyetindeydim. Çantamdan gözlüklerimi çıkarttığım gibi denize koştum. Bir müddet su altı dünyasının tadını çıkartıp tekrar sahile Juan’ın yanına döndüm. O dinlenirken ben ise sahilde beyaz kumların üzerinde biraz yürüyüp etrafı incelemekten yana kullandım tercihimi. Sahil gerçekten huzur vericiydi. Başta ormanın yemyeşil rengini , sahilin beyaz renkli kumları takip ediyor, sonra bu kumlara vuran dalgaların köpükleri ve yeşil renkli deniz suyu göze çarpıyor. Ama hesapta olmayan bir şey vardı. Bu kadar güzel bir yere hiç yakışmayacak şekilde etrafta bir sürü çöp gözüme çarptı.Ne kadar üzücüydü bu manzarayla karşılaşmak. Böylesi cennet gibi bir yere bu atıkları hangi insan oğlu atmaya cesaret edebiliyordu. Hiç mi doğa sevgisi yoktu insanlarda. Gördüklerim karşısında isyan etmemek elde değildi.

Çöp Toplama

Çantaları bıraktığımız yere Juan’ın yanına doğru ilerlerken aklıma bir fikir geldi. Çok basit bir şeydi. O kadar zamandır geziyorum ancak gönüllü olarak herhangi bir etkinliğe katılmamıştım. Ama artık gönüllü olarak bir şey yapabilirdim. Bu sahili çöplerden kurtarabilirdim. Belki tüm sahili temizlemek zor olacaktı ancak elimden geldiği kadarını yapabilirdim. Başta gidip Juan’a anlattığımda şaşırdı ve inanamadı. Ona katılmak isteyip istemediğini sorduğumda ise dinlenmek için geldiğini bu temizleme işi her ne kadar güzel bir fikir olsa da şuan ki modu bunu yapacak durumda olmadığını söyledi. Anlayışla karşılamak gerekiyordu. Ben de aynı ruh halinde olabilirdim ama nedense o an, içimde doğaya karşı daha bir anlatılmaz sevgi oluşmuştu. Başladım sağda solda dolaşmaya, gözümün gördüğü en küçük çöpleri, doğaya ait olmayan her şeyi toplamaya başladım.

Doğa Aşkı

Part 1

Part 2

Part 3

İnsanların attıklarını toplamak belki herkesin kabul edebileceği bir şey değildi elbet ama ben bunu doğa için yapıyordum. Doğa’nın gücüne ve doğa olmadan hayatımızın tamamıyla cehennem  olacağına inananlardanım. Bu sebeple yaklaşık bir saat boyunca oradan oraya dolaşıp gücümün yettiği kadar çöp topladım. Sonunda yorulduğumda kendimi gene doğanın kollarına atıp deniz suyunun içinde bir müddet dinlendim. Bu yaptığım şey sonrasında kendi kendimle gurur duydum ve çok mutlu oldum diye bilirim. Belki sonradan gelecek olanlara mesaj niteliğinde olabilirdi. Su’dan çıktığım gibi Juan’ın yanına gidip birlikte günün geri kalan son saatinin tadını çıkarttık. Her şey çok güzel, hayat pek hoş, telefondan açtığım müzik kimseyi rahatsız etmeden yavaştan çalıyor, gün ise yavaştan ağarıyordu. Burayı terk etmek biraz zor geliyordu ancak Nazım Hikmetin dediği gibi ‘ En güzel deniz daha görülmemiş olandı’.

Gizli sahil, çöp toplama sonrası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir